Dünya Çevre günü aktivitesi
muhtarımız Aliye Hanım ile başlattığımız çalışma sonrasında Belediye’nin kıymetli iş birliği ile harika bir etkinlik gerçekleştirdik.
Senin her adımın bir, hatta birkaç stand ile temsil edildi. Temizlik Müdürü Mustafa Bey prensibini çok net anladı. Pratik ve iş bitirici. Ekibine hakim. Senin gerekliliklerini yerine getirir ise, önce mahalle, sonra tüm İstanbul fayda sağlar. Park ve bahçelerden gelen ve tehlikeli bulduğumuz duvarın önüne ekilen bodur çalılar ayrıca mutlu etti bizi. İnşallah çocukların oraya tırmanmasını engeller.
Bizim önerdiğimiz kompost, kağıt, uçurtma, kukla, bayat ekmek yemek standı, düşünerek satın al stantlarına akıllıca dikiş, iyilik ve geri kazanım, sıfır atık konteyneri, çocukların şiirleri ve ürünleri eklendi.
İlk defa Belediye ile bu şekilde iç içe çalışıyoruz ve şunu gördük ki,
temizlik elemanlarından en üst cepheye kadar herkes canla başla çalıştı. Bayat
Ekmek başımız üstüne kitapçığını basın bölümü kuşa çevirmesinin dışında çok
güzeldi. İyi başlığı korumuşlar. Beğeneceklerini biliyordum. Şükrediyorum.
Fikirlerimize değer veriyorlar ve bizi dinlediklerini hissediyorum. Bazen beni
anlayamıyorlar. Ancak önemli değil. Faydalı olacağımı hissediyorlar. Bana bu
yeter. Ben, sen demeden BİZ diyerek harika bir iş birliği oluşturduk. Devamının
geleceğini hissettik. En güzel faydalardan bir tanesi etkinliğe birçok okul
öğretmeni katılması ve atölyeleri kendi bünyelerinde de yapmak istemeleriydi.
Kağıt standının sahibi Yıldız Çevre Mühendislerini görmeliydin. Pırıl pırıl.
Canla başla çalıştılar. Çocuklar kalp şeklinde kağıtlar ürete ürete gittiler.
Yıldız aynı etkinliği cuma kendi kampüslerinde yaptı. Onlardan Üsküdar
Belediyesi’ne gönüllü desteği çok önemliydi benim için.
Minik ellerde kompost gördük. Ağaçlara teşekkür ettiler. Ağaçlar’da onlara.
Beni bilirsin, sorumluluk anlayışım çerçevesinde ve mühendis olarak
aktiviteyi takip eden bir gün sonra saha turu yaparım. Bu turu, mahallemizde
bilinci uyandırıncaya kadar haftada üç, daha sonra ise bire düşürerek Belediye
görevlileri ile birlikte planlı gerçekleştirmek istiyorum.
Belediyeden mahalle için hedefler istedik. Belediye hedefleri ambalaj atık
miktarını arttırmaya yönelik iken (fire vermeden toplayabilme), benim hedefim
senin ilk aşamandan başlıyordu. Akıllı tercihler.
Bu alışkanlığı düzenli ve noktasal aktiviteler ile 3 ayda yerleştirmeyi
planlıyorum. Başka deyişle hedefim toplam atık miktarını düşürmek ve
malzemeleri ürün çevrimine akıllıca aktarmak.
Çok net fikirlerim var. Bunları Belediye ile adım adım paylaşacağım. Elbette
önce Aliye Hanım ile.
Dışarı çıkma yasağı var. Pazar günleri ancak çöpe ve Belediye’nin Şemsipaşa
İlk Okulunun hemen arkasına yerleştirdiği Sıfır atık konteynarına gitmeye izin
var. En çok minik patilere gidecek gazetelere seviniyorum. Konteyner tam Ayazma
camii hamamının arkasına konuşlandırıldı. Hamam’ın önünden her geçişimde bir
hüzün kaplıyor beni. Gerçi etrafta orada hamam olduğuna dair konuşmalar artıyor
ve ben kısa süre sonra orayı “Yanı başımızdaki kültür mirası” projemiz
kapsamında çocukların ve yetişkinlerin Osmanlı Hamam geleneğini yakından
görebilecekleri mini bir müze olarak görmemize az kaldı diye düşünüyorum.
Belediye hemen yanındaki çeşmeyi restore ediyor. İçindeki lastikleri çıkarıp
hamamı mı toparlayamayacak. Vakıflara aitmiş. Müzeler Derneği konudan haberdar.
Herkes el uzatır ise, hem oranın şu andaki misafirlerine daha güzel bir yer
bulunur hem de biz Ayazma camii hamamını küllerinden ortaya çıkarırız. İlginç
aslında çeşme de su ile ilgili. Hamam da. Çeşmelerin hepsi restore edilirken bu
güzelim hamamın niye yüzüne bakmıyorlar. Belki de yanılıyorumdur.
Başlamışlardır çalışmaya.
Hamama hüzünlenemiyorum bu kez; bizim atık geri kazanım istasyonunun önüne
gelince nefesim kesiliyor. Ben diyeyim 50 kg, sen de daha fazla kıyafet karman
çorman, azpar tezgahı misali yığılmış önüne. Önce sinirlendim. Sonra dedim ki;
geri kazanalım diye bıraktılar buraya. Çarşaflar mı istersin ter temiz, kıyafet
kazaklar mı? Çoğu yeni. Pek giyilmemiş. Ütülü hatta.
İçinden kıymetli bir şey arayan bunları saçarak bırakmayaydı iyiydi. 5 turda
gider mi bunlar kıyafet konteynarına. Gider. Bir an Meryem’i arasam mı dedim.
Kıyamadım. Belediye görse görevlilere kıyamadım. O güzelim etkinlikten sonra bu
manzara. Gülizar Hanım’a söz verdim. Biz mahalleli olarak destek
vereceğiz diye. Bu kez ben bir deneyeyim dedim. Bohçacı kadınlar gibi beş turda
götürdüm tüm kıyafetleri. Yanımdan kadınlı, erkekli, çoluklu çocuklu birçok
insan geçti. Baktılar. Meraklandılar. Ancak hiçbiri yardım edeyim mi diye
sormadı. Bende yardım istemedim. Son partiyi taşırken kıyafet konteynarı önünde
kağıt atık toplayıcı ile karşılaştım. Uzaktan el ettim. Bir el var nolur, çok
yoruldum dedim. Gülümsedi. Tabii abla dedi. Bir çay parası uzattım. Zorla aldı.

Elbiselerin arasından yepyeni kumaşlar çıktı demiş miydim sana. Kendimce
gülümsedim. Daratek Çocuk tiyatrosunun perdeleri çıktı aradan dedim.
Aşağıdaki köşk inşaatından paletler de gelmek üzere.
Zeki usta bizi yönlendirdi mi, hazır bizim tiyatro paneli.
Yıllardır eğitim ve kalite alanında çalışıyorum. Otellerde çalışanlara
eğitim verirken Yetişkin Eğitimi Androgojinin en önemli temel taşı doğru
olmayan bir şeyin önünden geçip gitmemek, normalleştirmemek. Bende geçemedim.
Belediye’den istasyonun yanına bir kıyafet konteyneri koyma ihtimali var mı
diye soracağım.
Sıra geldi Ekmek kitapçığı işe yaramış mı sorusuna. Baktım parkta yine
sallandırmışlar küpeler gibi ekmekleri çöp kutusu yanından. Daha az sanki.
Şöyle bir saydım. 20 adet. 40 Lira çöpte. 40 x 2 m’2 alan hasata kadar bloke ve
tonlarca litre su harcandı bu çöpe giden ekmekler için. Ne kadar naifçe asmış
torbayı oysa günaha girmemek adına. Kitapçıktan bu kısmı çıkarmasalardı iyi
idi. Net bir şekilde anlattık. Papara tarifim kurtarmış kendini kalmış kitapta
ancak yemek kitabı değil ki Daratek’in kurguladığı kitap. Ondan çok var. Büyük
dedem Osmanlı’da çeşnicibaşı. O kitabı yazarsam başka türlü yazarım. Rahmetli
annemin sözlerini duyuyorum. Kendinde ara…..Onlar anlamamışlar demeyeceğim.
Basın’a anlatamadık, tekrar nasıl anlatırız diye düşünmemiz gerekiyor.
Poşetlerin üstünde Petek fırın yazıyor. Petek fırın’a ekmek torbası ile
gidene indirim verirsek petek fırın’ın poşet ısrafı azalır. Bir de bayat ekmek
kitapçığını fırından izin isteyip oradan dağıtmalı. Ayrıca parkta oturan hanımlara
bilgilendirme yapabilir gönüllüler.
Poşetli ekmekleri turlarken ıslatıp martılara papara mı yapsak, balıklara mı
atsak diye düşünmedim değil. Ama gücüm kalmadı. Allah ekmeği oraya asanları
affetsin diye dua ettim.
Belediye ile pazartesi toplantımız var, takip toplantısı. Orada bütün bu
maddeleri dile getiririm.
Her iki istasyon temiz, benim içim rahat, evimdeki hamama doğru ilerliyorum.
Bir kurna, bir tas, bir lif, bir sabun.
“Tasını tarağını al, hamama gel” projesi ile su tasarrufu konusunu okullar
ile paylaştım. Proje olarak istediler. Çizimler hazır. Kurgu net.
Belediye ilgilenirse kitapçığı onlara vermeyeceğim ama. En güzel kısımlarını
Çöpe atıyorlar….sonunda kendimiz basın ekibi kuracağız galiba. Gerçi bu kitabın
ilgili birimi İSKİ ve Devlet Su işleri. Hamidiye de ilgilendi geçen
toplantımızda.
Kitapçıktaki teşekkürler çıktı ya, içim hiç rahat değil. İnanabiliyor musun ? Grafikler Meryem’in maharetli ellerinden, Funda’nın deneyimli mühendislik bilgileri ile aktardığımız veriler, Belediye ekibinin o harika tetiklemesi. Hepsi Bostan’daki o ufak toplantı ile başlamadı mı ? Emeği geçen herkese teşekkürü Süper Hizmet’e yazdım ve kitabın orijinalini ekledim. Kayıtlasınlar diye. Doküman kodu koymalarını istedim. Eski bir kaliteci olarak Üsküdar Belediyesi’nin dokümnalarını kontrol ve takip edecek sistemle dağıtmasını önemsiyorum.
Ve nihayetinde Aliye Hanım’a teşekkür ettim. İyi ki varsın dedim dün. İyi ki bizi bir çatı altında birleştirdin. Kitapçıkta emeği geçen herkese teşekkür etmiştim. Şimdi Daratek günlüğüne not düşüyorum. Buradan kimse silemez.
Aziz Mahmut Hüdai Mahallesinde bir gün daha bitti. Daratek ekibi çalışması ise daha yeni başlıyor
Mahallemizin adına layık olmaya çalışıyor, şükrediyorum.



Yorumlar
Yorum Gönder